24 Haziran 2010 Perşembe

Çözüm Nerede Nasıl

Herkes atıp tutuyor. Yok dağa çıkalım. Yok bıraksalar asarım, keserim. Bu günlerde böylesi söylemler yapmak, yazılar yazmak çok kolay. Asıl zor olanı bu gibi zor durumlarda çıkıp yapıcı öneriler sunabilmek. Ama bunun da tabii ki bazı bedelleri oluyor. Ben bu bedelleri almaya hazırım.

Öncelikle şunu net bir şekilde ortaya koymak lazım. Bu kanın durmasını istiyor muyuz? Benim gördüğüm kadarıyla toplum içinde bu talepten ziyade intikam alma talebi daha ağır basmış durumda. İşte en tehlikeli nokta da burada başlıyor. İntikam alma isteği o kadar ağır basıyor ki çözüm önerisi sunanlar bile doğrudan terörist damgası yiyebiliyorlar. Ben de ne yazık ki hiç bir zaman desteklememe rağmen daha önceleri de olduğu gibi şimdi de bu damgayı yiyeceğim.

Evet konumuz bu. Siz ister Kürt sorunu , ister PKK sorunu , isterseniz de terör sorunu deyin. Bana kalırsa bu Türkiye'nin toplumsal bir sorunu.

Çözüm önerilerime gelirsek;

Öncelikle TMK( Terörle Mücadele Kanunu) kaldırılmalı ya da içindeki antidemokratik maddeler derhal çıkartılmalı. Şu anda sorumsuz bir şekilde gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklamalar derhal son bulmalı. AKP hükumetinin samimi olmadığı açılım planı derhal devreye sokulmalı ve bölgenin yıllardır talebi olan demokratikleşme çalışmaları tamamlanmalı (Anadilde eğitim vb. gibi) Şimdiye kadar gerçekleştirilen ve binlerle ifade edilen faili meçhul cinayetler için soruşturma ve araştırma komisyonları kurulmalı. İkinci aşama olarak dağdakileri indirmek için etkin bir af mekanizması işletilmeli. Bu etkin mekanizmada şimdiki dangalak pişmanlık yasasındaki çözümden ziyade örgüt içinde daha da bağlı kalınmasına sebebiyet veren ve bir daha kesinlikle ülkeye girilebilmesini engelleyen mesela hiç çatışmaya katılmama, vereceği ifadelerle örgüt içinde çözülme sağlama gibi maddeler olmamalı. Dönecek olanlar için de şimdiden planlar hazırlanmalı ve her türlü destek kendilerine sağlanmalı (talepleri halinde yer değiştirme, estetik ameliyat vb. gibi). Bu örgüt içinde gerçekten ciddi çözülmelere sebebiyet verecektir. Şu anda hapiste olan örgüt üyeleri için de günün şartlarına göre bir çalışma yapılabilir. Fakat bu etkin pişmanlığın getireceği çözülmelerden dolayı buna gerek kalmayabilir. Dikkat ettiyseniz meclisteki mevcut siyasi partilerden hiç bahsetmedim. Çünkü onların bu konuyla ilgili bir çözüm önerilerinin olduğu hiç düşünmüyorum. Kemal KILIÇDAROĞLU rüzgarını arkasına alan CHP ümit ediyorum ki önümüzdeki süreçte eski günlerinin hatırına bu soruna dur diyenlerin arkasında olur.

Yazımı buraya kadar okuyanlar PKK ne yapacak peki diye sorabilirler. Aslında bundan en başta bahsetmek lazımdı sanırım. PKK derhal koşulsuz bir şekilde silah bırakmalı ve süresiz ateşkes ilan etmelidir. Hükumet de eş zamanlı olarak bölgedeki operasyonlarına son vermelidir.

Bu yazdıklarım akşamdan sabaha olacak şeyler değildir. Ama direnen ve çözüm isteyen insanlar tarafından gerçekleştirilebilecek ve sonu sanılanın aksine bir bölünmeye değil barış ve kardeşliğe gidecek çözüm önerilerimdir.

Devletler intikam almak için değil çözüm için vardır.

Yaşasın Halkların Kardeşliği!

Biji Biratiya Gelan!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder