Böylesine iddialı bir konu başlığı seçmem birçok kişi için yadırgatıcı olabilir, fakat son günlerde hatta son yıllarda ortaya çıkan bazı gelişmeler beni böyle bir yazı yazmaya itti. Bu konudaki naçizane fikirlerimi burada paylaşmak istedim. Konu hakkındaki düşüncelerimi örneklerle de desteklemeye çalışacağım.
Öncelikle sol görüşün ne olduğundan ve ne olmadığından bahsetmek isterim. Sol görüşün Fransız Devriminden sonraki dönemde ortaya çıktığı ve işçi sınıfının kurulan mecliste solda, burjuva sınıfının ise sağda oturmasından dolayı adlandırıldığı masalına ise girmek istemiyorum. Sol görüşün ne olduğuyla ilgili bazı kavramları ele alarak başlayalım konumuza. Sadece bu kavramlarla bile şu anda kendini solcu diye isimlendiren kişi ya da kurumların solun neresinde olduğunu kavramış olabiliriz. Sol barışçıdır, savaş karşıtıdır, çevrecidir, devrimcidir, her türlü ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşıdır, demokrattır, halkçıdır, eşitlikçidir, anti-emperyalisttir, çoğulcudur, cunta karşıtıdır, insan haklarına saygılıdır, hayvan haklarına saygılıdır, işçinin, ezilenin, haklının yanındadır, aydınlanmacıdır.
Şimdi bu kavramlar üzerinden kendini solcu olarak tanıtan ve bir kavram karmaşasına sebep olan bazı kişileri ve kurumları ele alalım. Şunu da ayrıca belirtmek isterim ki içinde sol kelimesi geçiyor diye kimse solcu, sosyalist geçiyor diye kimse sosyalist olmaz. Öyle olmuş olsaydı Hitler’ in Nasyonel Sosyalizm isimli ideolojisi faşizm olmazdı. Konumuza dönersek sol bir parti olduğunu iddia eden CHP’ nin yukarıdaki solun olmazsa olmazlarından kaç tanesine karşı geldiğini hesaplayabilir misiniz? Kendini sol bir parti olarak adlandıran CHP barış karşıtı, ırkçı , antidemokrat, darbe yanlısı, halktan uzak, elit bir kesimin partisi değil midir? Böylesine aslında sol karşıtı olan bir parti toplum içerisinde nasıl sol bir parti olarak varlığını sürdürebiliyor sizce. Kavram karmaşasına verilebilecek en güzel örnek bence budur. Mesela gene CHP’ den gidecek olursak Onur ÖYMEN’ i ele alalım. Sol bir partinin Genel Başkan Yardımcısı eğer ki teröre karşı çözüm önerisi olarak Dersim Katliamındaki yöntemi örnek veriyorsa buna daha ne denilebilir ki.
İsimlerle sol bir parti olunamayacağına iyi bir örnek te DSP(Demokratik SOL Parti)’ dir. Hatırlarsanız bu partinin iktidarı sırasında 19 Aralık 2000’ de ne acıdır ki adı Hayata Dönüş olan bir operasyon yapıldı. 30 dan fazla ölü vardı. Yakılan insanlar , kopan kollar oldu bu operasyon sırasında. F Tipi cezaevleri, adında demokrat kelimesi geçen bu partinin eseriydi. Halkçı olması gereken bu parti 2000’ li yıllarda kapısına kadar gelen emeklileriyle bile görüşmedi. Şimdi kim bu partinin sol bir parti olduğunu iddia edebilir ki.
İşçi partisini ele alalım. Solcu olduğunu iddia eden, Deniz GEZMİŞ’ i bir parti sembolü gibi her yerde kullanan bu partiye ne demeli. Irkçı söylemleriyle insanları provoke etmekten başka ne yapmıştır ki şimdiye kadar. Gerçek ya da değil şimdiki Ergenekon davasında darbecilikle suçlanan bir parti sol bir parti olabilir mi sizce? Sol bir parti mesela Hrant DİNK’ in cenazesi sonrasında parti binasının önünden geçen insanlara taş atar mı? Deniz GEZMİŞ’ lerin sol anlayışları bu muydu? Denizlerin idam sehpasında son sözleri Kahrolsun Faşizm değil miydi. Yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum.
Deniz GEZMİŞ’ i gene sembol olarak kullanan, ve ne kadar ilginçtir adında da sol geçen bir dergiden bahsetmeden edemeyeceğim. Dikkatinizi çekerim her sayısında mutlaka Deniz GEZMİŞ , Mahir ÇAYAN, Che GUEVARA vb. birçok solcu ve sosyalisti kullanan, kendisini 68 Kuşağını mirası diye gösteren bir dergi bu. Adı Türk Solu. Irkçılıkta, faşizmde liderliğe oynayan bir dergi. Kullandığı manşetlerden bir kaçına bakmak bile bu derginin ne kadar faşist bir dergi olduğunu gösterecektir. Sol bir dergi “Dağa Çıkanı da, Dağa Çıkartanı da, Dağdan İndireni de Hepsini Asacağız!” diye bir manşet atabilir mi. “Kürt sorunu Değil Kürt İstilası Vardır” ya da “ Mahallenizdeki Kürt bakkaldan alışveriş yapmayın” diye yazabilir mi? Her yazısından, her sayfasından faşizm akan bir dergi hangi hakla Deniz GEZMİŞ’ leri, Mahir ÇAYAN’ ları kullanabilir. Bu kadar kolay mıdır bu değerleri kendi faşist duygularına alet etmek.
Örnekleri daha da arttırmak mümkün. Ama konuya genel hatlarıyla bakmak ve başlangıçta da bahsettiğim gibi artık ciddi rahatsızlık veren bu kavram karmaşasına bir açıklama getirmek açısından bu kadar yazının yeterli olacağını düşünüyorum.
Sol ve solculukla ilgili bu yazıyı güzel bir tanımla bitirmek isterim. Solcu başkasının yüzünde patlayan tokadı kendi yüzünde hissedebilendir.
Yaşasın Halkların Kardeşliği
Biji biratiya gelan










CHP’ nin yöneticilerinin bunun farkına varmaması ne kadar şaşırtıcı. Bu çalışmaların dillendirildiği ilk günlerde çıkıp yaptıkları faşist söylemlerinin yerine 1996 tarihli Tunceli Raporunu ve 1989 da SHP' nin yayınladığı Kürt Raporunu ortaya çıkarma cesaret ve azmini gösterebilselerdi kaybettikleri itibarlarını ve tabanlarını belki yeniden kazanabilirler, ülkemizin bu derin yarasının çözümünde en önde olabilirlerdi. Ama onlar bunun yerine son senelerde yaptıkları gibi faşist söylemlerle ortamı gerip diyalogu kilitleyen bir seçim içine girdiler. Son yıllarda yapmış oldukları bu faşist söylemlerin CHP’ nin Sosyalist Enternasyonelden çıkarılmalarına sebep olabileceğini ise unutmamak gerekir.