16 Ocak 2011 Pazar

Din İnanç Korku...

Din.
İnanç.
Korku.
Cennet. Ama Cehennem de.
Neden Cehennem? Korkutmak neden?
Aslında mutluluk. Güven.
Şeytan da nerden çıktı?
Rahatla biraz.
Tasavvuf. Ne güzel değil mi?
Recm. Hep kadın mı cezalandırılır?
Türban. Kapan. Aman saçının ucu görünmesin.
Hep kötü mü din benim için? Galiba evet.
Neden tek değil hak din? Kırdırmak neden insanları?
Sivas. Madımak. Ateş. Dünyada Cehennemi yaşatmak insanlara.
Maraş ah Maraş.
Turan DURSUN. Din bu.
Ahirette Cennet var da dünya evinde güzel bir şey olmaz mı hiç?
Sonuç. İnanma bence. Hem korkacak bir şey de kalmıyor o zaman.
Neee karabasan mı? Güldürme beni...

Beceriksiz Adaletin Dayanılmaz Sonucu. Hükmü Veremiyorsan Tabii ki Salacaksın.

Tekrardan herkese merhabalar,

Geçen hafta ülke gündemini sarsan tahliyeler gerçekleşti. 200'ün üzerinde kişiyi öldürmek suçundan tutuklu bulunan ve yargılanmaları 10 yıldır devam eden Hizbullahçılar aniden salıverildi. Ülke gündemine bomba gibi düşen bu olayda yorum yapan herkes bu tahliyelerin nedenini anlamadan araştırmadan yorumda bulundu. Nasıl olurdu da eli kanlı katiller serbest bırakılabilirdi. Bu nasıl bir adaletti. Peki daha ne bekliyordunuz ki? Böylesine kanıtları ortada olan cinayetleri işleyen, cesetlerin gömülü olduğu yerleri bile tek tek gösteren insanların yargılanmasının 10 yılda bitirilememesi kimsenin sorguladığı bir olay değildi. Şimdiye kadar tutuklu olarak ömrünü hapiste geçiren bir çok insanın varlığı hiç mevzu olmamıştı bu insanlar için. Tutuklu olarak ölenleri hiç mi hiç görmediler.

Konunun biraz ortasından girmek gibi olacak ama tutukluluk ve hükümlülük arasında farktan da sanırım bahsetmek gerekiyordu. Bu eleştiri sahiplerinin hele ki facebook siyasetçilerinin bu aradaki fark hakkında hiçbir bilgisi olmadığı konusunda adım gibi eminim. Tutukluluk yargılanmanın halen devam ettiği normalde delilleri karartma riski yoksa tutuksuz yargılanmayı gerektiren durumdur. Hukuken her tutuklu öncelikle suçsuz kabul edilir. Deliller toplandıktan sonra yargılama başlar ve bu yargılamanın sonucunda karar tutuklunun aleyhinde olursa hüküm verilir ve tutukluluk hali ya da tutuksuz yargılanıyorsa salıverilme hali hükümlülük haline çevrilir.

Şimdi anlatmaya çalıştığım konuyu daha iyi anlamışsınızdır sanırım. Sen eğer bir insanı 10 yılda yargılayıp hükmünü veremezsen salmandan daha normal bir durum olamaz. Fakat şöyle bir ayrıntı daha var ki onu da bu hariçten gazel okuyanlar atlıyorlar. Tahliye kararları yargılamayı engelleyici bir durumu da ortaya çıkarmaz. Ama tabii ki ülkemizdeki sağcılara yapılan muameleden bu eli kanlı katiller (tabiri caizse) de nasibini aldı ve davullarla zurnalarla karşılanmalarının ardından peşlerine bir allahın kulu takılmadı ve sırra kadem bastılar. Aynı solcuların yaptığı en ufak eyleme cop, gaz, panzerle karşılık veren polisin sağcı, yobaz, faşist tayfanın silahlarla yaptığı eylemlere hiç dokunmaması gibi.

Aslında konunun daha da kritik bir tarafı var ama bunu yazınca ulusalcı arkadaşların çok üzerine gider miyim bilmiyorum? Şimdi bu kanunun ortaya çıkmasında yargıtay kararının etkisini kimse yadsıyamaz sanırım. Buradan Ergenekon davasından yargılanan tutukluları salıvermek için kanunun çıkartıldığını ve Ergenekondan yargılananları tutuksuz yargılamak uğruna bu Hizbullahçıları salıverdiler desem kimler kızardı acaba...

Şahsi fikrimi sorarsanız 10 yıl tutukluluk süresi olarak adalet anlayışının çok uzağında bir süre. Normal şartlarda başta da bahsettiğim gibi delilleri karartma gibi bir durum yoksa tutuksuz yargılamak esastır. Fakat illa ki tutuklu yargılamak gerekiyorsa bu sürenin de en fazla bir yıl ile sınırlanması gerekir. Bir yıl içinde hüküm verilemezse tahliye kararı verilip tutuksuz yargılamaya devam edilmelidir.

Adalet dünyanın en büyük adliyelerini yapmakla olmuyormuş değil mi?