Düşünebiliyor musunuz? O reklamlardaki gençlerin yaşıtları idam sehpasına çıkmak için kollarına girilmesine izin vermediler. İdam sehpasını kendileri ittiler, kimseye bırakmadan. Nereden nereye geldik peki şimdi. Şimdiki gençlik o günlerle ilgili ne biliyor. Deniz'i, Mahir' i, Erdal'ı hangisi tanıyor. Konu magazin ve moda olunca ise öylesine kendilerinden emin cevaplar veriyorlar ki sanırsınız ki uzmanlar. Kenan EVREN'i bir darbeci değilde cumhurbaşkanı kimliğiyle biliyor bazıları. Yoksa ressam mı demeliydim. Hatta birçoğu tanımıyor bile. Darbeci eseriyle gurur duyuyor mu acaba? O resimlerini yaparken yarattığı korkutulmuş, sinmiş kalabalığa bakarak ne hissediyor. Hangi ruh haliyle yapıyor o resimlerini.
Bu sorunun içinde tabii ki aileler de pay sahibi. Darbenin sonuçlarını birebir yaşamış dönem insanları da şimdi kendi çocukları üzerinde öylesine bir baskı oluşturuyorlar ki o gençlerin bu gerçekleri görmesi için biraz şanslı ve araştırmacı olmaları gerekiyor.
Sonuç olarak ne kadar yazarsak yazalım, eleştirirsek eleştirelim gençliğin durumu bu. Bu sonuçta pay sahibi olanlar umarım birgün bu aymazlıklarından vazgeçeceklerdir. Ama bu vazgeçiş ne zaman ve ne kadar sarsıntılı olacak işte o konuda yorum yapabilmek gerçekten çok güç.

Burası Türkiye, değerlerimizin altüst edildiği, dejenere olmuş bir gençliği bile bile yaratan, insanların apolitik olması için çanak tutan bir medya grubunun var olduğu, cahilliğin alkışlandığı, bilimin-bilimselliğin yuhlandığı ülke...
YanıtlaSilBurası Türkiye Serdari'nin dediği gibi "Zenginin sözüne beli dendiği, fukara söylediğinde deli dendiği ülke..."
Ne güzel günlermiş o günler. Biz yaşayamadık. Gençlerin fikirlerine önem verilen, sözleri ve hareketleri ile insanları etkileyen günler.
YanıtlaSil